Girişimciler İçin Karbon Ayak İzi Ölçümü Kılavuzu

55
Girişimciler İçin Karbon Ayak İzi Ölçümü Kılavuzu

Girişimciler İçin Karbon Ayak İzi Ölçümü Kılavuzu

Microsoft, 2030 yılına kadar karbon negatif hale gelme hedefi olduğunu duyurdu. Şirketin Çevresel Sürdürülebilirlik Raporunda; karbon, su ve atık ölçüm metotları çevresinde birleşilmesi gerektiğinin altını önemle çizdi.

Günümüzde genellikle analog biçimde yapılan karbon ayak izi ölçümü ile atık oluşumu, atık su tüketimi ve ekosistem sağlığına dair verilerin takibinin dijitalleşmesi gerektiğini de kapsamlı bir şekilde tanımlıyor. Bu alanda yeni girişimler yapacaklarını bildiriyor.

Yakın bir gelecekte, tüm firmaların karbon ayak izi raporlaması yapmasının zorunlu hale gelmesi sürpriz olmayacak. İklim hedefleri anlamında kapsamlı adımlar atan Avrupa Birliğinin Yeşil Mutabakat çağrısında karbon sınır vergisi ve hedef sınırların genişletilmesi konuları yer alıyor. Mutabakat metninde, AB ile ticari ilişkiler içinde olan ve karbon sınırını aşan tüm ülkeler için ciddi yaptırımlar da söz konusudur.

Ticaret Bakanlığı verilerine göre, karbon ayak izi ölçümü yapmak ve raporlamak yalnızca bir rekabet avantajı değil aynı zamanda zorunluluk haline gelecek.

Gelecek nesiller için sürdürülebilir yarınlar bırakmak yükümlülüğü sorumluluk duygusundan çıkarılarak zorunluluk haline getirilmeye çalışılıyor. Karbon ayak izi ölçümü raporları doğrultusunda önlemler almayan firmaların yok edilmesine gidecek kadar cezalara tabii tutulmaları ön görülüyor.

QSI olarak, kurumsal ölçekte sürdürülebilir yolculuğa yeni çıkan girişimciler için karbon ayak izi ölçümü standartları, Türkiye’nin karbon ayak izi ölçümü konularında gelen bilgiler bulabileceğiniz bir kılavuz hazırladık.

Kurumsal Karbon Ayak İzi Ölçümü Nasıl Yapılır?

Yeni girişiminizin karbon ayak izi ölçümü konularına geçmeden önce, firmanız bünyesindeki iş kollarını iyi tanımlamanız gerekiyor. Söz konusu tek bir şirketse, iştirakleriniz veya ortaklarınız yoksa tüm iş kollarınızı detaylıca hesaplamaya dâhil ettiğinizden emin olmalısınız.

Karbon envanteri, GHG salınımının izlenmesi ve raporlanması konularındaki tüm standartları ve programları kapsayan, gönüllü karbon raporlamasını içeren bir terimdir. Raporlama kriterlerine ilişkin henüz uzlaşılmış uluslararası standartlar olmasa da geliştirilmesi üzerindeki çalışmalar devam ediyor.

2016 yılında CDP’nin şeffaflık çağrısına yanıt veren, Shopify, Etsy gibi teknoloji firmalarının da içinde yer aldığı Fortune 500 şirketlerinin %92’si GHG protokolünü referans alıyor. Bu çağrıya yanıt vererek, yani şirket rutininizi GHG protokolüne uygun hale getirerek yola çıkmak sizce de sürdürülebilir olmaz mı?

GHG protokolü, karbon ayak izi ölçümü yaklaşımlarının temelde üç ana kapsamda raporlanmasını öneriyor. Buna göre:

  1. Doğrudan salınım yapan işletmeler faaliyetleri sonucu ortaya çıkan karbon ayak izini raporlamalıdır.
  2. Dolaylı enerji tüketen firmalar satın aldıkları ısınma, soğutma, gaz ve elektrik enerjisi harcamalarını ölçmeli ve raporlamalıdır.
  3. Rapor, dolaylı aktiviteler sonucu ortaya çıkan ve işletmenin kontrol edemediği atık yok edilmesi ve iş seyahatleri gibi süreçleri kapsıyor olmalıdır.

Girişimcilerin sera gazı salınımına sebep olan aktiviteleri şunları içermektedir:

  • Fosil yakıtlardan elde edilen elektrik ve gaz tüketimi,
  • Geri dönüşüm faaliyetleri,
  • İş seyahatleri,
  • Sahip olunan veya kullanılan taşıtlar,
  • Sunucular,
  • Çalışanların ofise geliş gidiş esnasında kullandıkları araçlar,
  • Pazarlama materyalleri,
  • Etkinlikler,
  • Ofise yapılan teslimatlar.

Karbon ayak izi ölçümü yaparken belirlenen bu aktivitelerden sonra sıra veri toplamaya geliyor. Karbon ayak izi raporlaması 12 ayda bir yapılmalıdır. Bu nedenle işletmenin son bir yıla ait enerji faturaları, iş seyahatleri esnasında kat edilen mesafeler, benzin istasyonundan alınan fişler, çöpe atılan veya geri dönüşüme gönderilen atıkların miktarı not edilmelidir.

Toplanacak verilerin salım cinsinden ifade edilebilmesi için salım çarpanları kullanılmalıdır. Yasa belirleyiciler tarafından sunulan rehberlerde yer alan çarpanların Türkiye için henüz uygulanabilir ve anlaşılabilir nitelikte olmadığı söylenebilir.

Bu nedenle, 5 Şubat 2021 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanan değişiklik raporunda ve TUİK tarafından hazırlanan 1990-2019 Türkiye Sera Gazı Envanteri raporunda kullanılan yöntemler uygulanmalıdır.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Your Name:*

Your Website

Your Comment