İklim Değişikliğiyle Mücadele ve Sürdürülebilir Dünya Hedefi

İklimimiz Neden Değişir; İklim değişikliğine çok uzun dönemde meydana gelen hava koşullarında, okyanuslarda, kara yüzeylerinde ve buz tabakalarında meydana gelen değişiklikler sebep olmaktadır.

ASLINDA Dünyanın iklimi her zaman değişmektedir. Dünyanın ikliminin şimdi olduğundan daha sıcak veya daha serin olduğu farklı dönemler olmuştur. Bu tür değişimler binlerce hatta milyonlarca yılda gerçekleşebilir, ancak içinde bulunduğumuz yüzyılda karşı karşıya olduğumuz iklim değişikliği bu tür değişimlerden oldukça farklıdır.

Dünya sıcaklığı son 100 yılda bir Fahrenhayt yani yarım Celcius derece arttı. Küresel ısınma olarak adlandırılan bu artış ilk bakışta çok fazla ve anlamlı bir değişiklik gibi gelmeyebilir ancak Dünya’nın sıcaklığındaki küçük değişikliklerin büyük etkileri olabilmektedir.

Dünyanın güneşten uzaklığının değişmesi, güneşin az veya çok enerji göndermesi, okyanusların değişmesi, bir yanardağın patlaması gibi birçok şey iklimin kendi başına değişmesine neden olabilir. Ancak içinde bulunduğumuz küresel iklim değişikliğinin nedeni beşeri sebeplere dayanmaktadır. Yani bu değişikliğin olumsuz bir boyuta taşınmasında ve iklim değişikliğinin çok hızlı bir şekilde gerçekleşmesinde insan faktörü maalesef ilk sırada yer almaktadır.

Karbon Emisyonları ve Sera Gazı Etkisi

Dünyamıza Güneşten gelen radyasyonun %30’u bulutlar, buzullar ve diğer yansıtıcılar tarafından yansıtılır ve atmosferimizdeki gazlar tarafından tutularak Dünyayı ısıtır. Bu gazlara Sera Gazı, bu gazların dünyamızı ısıtmasına da Sera Gazı Etkisi denir. Sera gazları; karbondioksit, metan, azot oksit ve florlu gazlardır.

Aslında Sera etkisi, gezegenimizin sıcaklığını yaşanabilir bir dengede tutan doğal bir süreçtir ve atmosferde bir oranda bulunması gereklidir. Ancak, bu gazlar insan faktörü ile salınarak atmosfere gönderildiğinde dünyanın ısınması büyük ölçüde artar ve bu da küresel ısınmayı ve iklim değişikliğini tetikler. Fosil yakıtların kullanımı, ormanların yok edilmesi, sentetik gübre kullanımı, bilinçsiz sanayileşme, kontrolsüz nüfus artışı gibi birçok neden buna sebep olmaktadır.

Sera gazı olarak kabul edilen altı gazdan dördü karbon molekülleri içerdiği için (karbondioksit, metan, hidroflorokarbon, perflorokarbon) belirli birim çevirme faktörleri kullanılarak Sera Gazı Emisyonları, karbon eşdeğeri olarak hesaplanır, bu nedenden dolayı sera gazı emisyonları yerine çoğunlukla “Karbon Emisyonları” ifadesi kullanılır.

Kurumsal Karbon Ayak İzimiz Nedir?

İşletmelerin faaliyetleri kaynaklı doğrudan veya dolaylı olarak ortaya çıkan sera gazı emisyonlarını ifade etmektedir. Son yıllarda tüm dünyada Kurumsal Karbon ayak İzi hesaplamaları ile ilgili birçok çalışma yürütülmekte, çeşitli standartlar oluşturulmaktadır. Bu bağlamda, bir şirketin Kurumsal Karbon Ayak İzini ortaya koyabilmesi için; üretim, satış, pazarlama, insan kaynakları, tedarik zinciri yönetimi gibi süreçlerinde ortaya çıkan karbon ayak izini hesaplaması gerekmektedir.

Kurumsal Karbon Ayak İzi hesaplama çalışmalarında tüm dünyada referans alınan birçok standart mevcuttur. Bunlar arasında en yaygın şekilde kullanılanı ISO 14064 standartlar serisidir. Toplamda ISO 14064-1, -2, -3 olmak üzere üç standarttan oluşmaktadır ve aşağıdaki gibi konularda şirketlere yol göstermektedir;

  • İşletmelerde sera gazı envanterlerinin tasarımı, geliştirilmesi, yönetilmesi ve raporlanması,
  • Kurumsal karbon ayak izinin düşürülmesi için yürütülen özel projelerin kapsamı

Yeşil Mutabakat (Green Deal)

Yeşil Mutabakat, AB tarafından 11 Aralık 2019 tarihinde iklimi ve çevreyi korumayla ilgili zorluklarla mücadele konusunda yapılacakları daha geniş ve daha etkili bir şekilde yeniden düzenlemeyi amaçlayan bir yol haritasıdır.

21 Nisan 2021 tarihinde, AB Konseyi ve AB Parlamentosu’nun İklim Yasası üzerinde uzlaşmaya varması ile Mutabakat uygulamaya girmiştir.

İki ana hedefi vardır;

  • 2030’a kadar karbon salınımını 1990’a kıyasla %50 oranında azaltma,
  • 2050’ye kadar ise karbon salınımını sıfıra indirme,

Bu hedeflere ulaşmak için AB, özellikle sera gazlarının azaltılmasının büyük çaba gerektirmesi sebebiyle, büyük kamu yatırımları ve özel sermayeyi, iklim ve çevresel eylemlere yönlendirmek için birtakım aksiyonlar almış ve halen almaya da devam etmektedir.

Çevresel problemleri AB’nin tek başına çözmesi mümkün olmadığından, bu aksiyonları AB’nin iş birliği içinde olduğu ülkelerin de olması gerekmektedir.

Bu doğrultuda AB Emisyon Ticaret Sistemi’nin kapsadığı sektörler artırılmış ve Karbon kaçağının önlenmesi noktasında “Sınırda Karbon Düzenlemesi” getirilmiştir.

14 Temmuz 2021 tarihinde Avrupa Komisyonu, Sera Gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar 1990 seviyelerine kıyasla en az %55 oranında azaltma hedefini hayata geçirmek amacıyla çeşitli önerileri içeren Fit For 55 paketini yayınladı. Bu paketin içinde Sınırda Karbon Düzenlemesi ve (CBAM) bulunmaktadır.

CBAM, 1 Ocak 2023’te yürürlüğe girecek ve 2023-2026 yılları arasında bir geçiş dönemi geçerli olacak. Bu geçiş aşamasında, ithalatçılar CBAM sertifikaları satın almak zorunda kalmayacak ancak ithal edilen mallardaki gerçek  gömülü emisyonları üç ayda bir raporlamak, doğrudan ve dolaylı emisyonların yanı sıra yurtdışında ödenen herhangi bir karbon fiyatını detaylandırmak zorunda kalacaklar.

Yeşil Mutabakat’ın Etkileri Nelerdir?

  • AB’nin diğer paydaşları ve iş ortakları gibi Türkiye de Yeşil Mutabakat’tan hemen ve doğrudan etkilenecektir.
  • Yeşil Mutabakat’ın doğuracağı etkiler şirketler için hem bazı fırsatları ortaya çıkartacak hem de bazı tehditleri beraberinde getirecektir.

Yeşil Mutabakat’ın neyi hedeflediği ve bu hedefe hangi araçlar ile ulaşmayı planladığını anlamak, yeşil dönüşüme uyum sağlayabilmemizin ilk ve en önemli adımıdır.

Türkiye Açısından Riskler

  • Sınırda karbon vergisi gibi uygulamalar ile AB’ye, hammadde, ara ürün ya da nihai ürün ihracatı yapan şirketler yakın zamanda AB tarafından getirilecek düzenlemelere göre ihraç ettikleri ürünler için karbon vergisi ödemek zorunda kalabileceklerdir.
  • Yeşil Mutabakat kapsamında süreçlerimizde iyileştirme ve uyum çalışmaları yapılmadığı taktirde, Türkiye’nin ihracatta pazar payı kaybı yaşaması olasılığı bulunmaktadır.
  • “Adil dönüşüm mekanizması” ile teşvik alabilen AB’de yerleşik şirketlerin bu teşvikler sayesinde yeşil ve sürdürülebilir dönüşümü, Türk rakiplerinden önce ve daha bol finansal kaynak ve teşvikler ile tamamlayabilmeleri, bu şirketlerin rekabetçi güçlerini artırmalarını sağlarken, bu dönüşümü tamamlayamayan Türk şirketlerinin karbon vergisi, finansmana erişim ve yatırımcı çekebilme kabiliyetlerinin sınırlanması gibi sebeplerden dolayı rekabet güçlerini kaybetmeleri kaçınılmaz olacaktır.

Karbon Nötr ve Net Sıfır Olmak

Karbon nötr olma durumu, sera gazı emisyonlarını azaltmak için çaba sarf etmekle birlikte, ciddi miktardaki “Karbon” emisyonunu başka alanlardaki karbon tasarruflarını finanse ederek sıfırlamak (offset etmek, dengelemek) anlamına gelmektedir.

Net sıfır ise, Paris Anlaşması ile uyumlu sera gazı hedeflerini (science-based targets) tamamen tutturduktan ve karbon salınımımı önemli bir oranda azalttıktan sonra, prosesin doğasından ya da başka sebeplerden dolayı hiçbir şekilde azaltılamayan emisyonlar için karşılık ödemek anlamına gelmektedir.

Bu durumu bir örnekle anlatacak olursak; bir tesis, yol açtığı emisyon miktarına karşılık gelen miktarda karbon kredisini, ormanların ve karbon yutağı alanların büyütülmesi, karbon tutma teknolojilerinin kurulumu, yenilenebilir enerji yatırımları vb. faaliyetlerden sağlanan karbon emisyon tasarrufu projelerinden satın alırsa o tesis karbon nötr hale gelmektedir. Aynı tesis, bilime dayalı hedefler (science-based targets) belirleyip bir referans yıla göre karbon emisyonlarını belli bir tarihe kadar azaltırsa ve o yılda hala kalan emisyonlar için de karşılık öderse, net sıfır şartını yerine getirmiş olur.

Karbon ayak izini azaltmak sadece devletler tarafından alınacak kararlar ve endüstrinin yapacağı büyük yatırımlar sayesinde ulaşabilecek bir hedef değildir. Karbon Ayak İzini azaltmak için bireysel katkıda bulunmak ve bu konuda bilgili ve bilinçli olmak gerekliliğinden yola çıkarak, QSI BELGELENDİRME olarak işletmeleri Yeşil Mutabakat konusunda bilgilendirmek, Kurumsal Karbon Ayak İzlerini doğru bir şekilde hesaplamaları için yardımcı olmak ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla gönüllü olarak birçok platformda seminerler bilgilendirme sunumları düzenlemekteyiz.

Üçüncü sanayi devrimi olarak da nitelendirilen bu çok kapsamlı değişim sürecinde ülkemizdeki firmaların önümüzdeki döneme hazırlıklı olmalarını sağlamak için düşük karbonlu üretim ile avantajlı konuma gelmeleri ve Yeşil Mutabakat hedeflerine hızlı adapte olarak rekabet avantajı elde etmeleri konusunda yol gösterici olarak rol almaktayız.

Share

Share on linkedin
LinkedIn
Share on twitter
Twitter
Share on facebook
Facebook

Haber Kategoriler

Sorularınız için

Tüm soru ve merak ettikleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.