WWF Karbon Ayak İzi Hesaplama Raporuna Göre Türkiye

67
WWF Karbon Ayak İzi Hesaplama Raporuna Göre Türkiye

WWF Karbon Ayak İzi Hesaplama

Doğal kaynaklar üzerindeki baskının hangi etmenlerden kaynaklandığını ve niceliğini belirlemek, sürdürülebilir doğal kaynak kullanmanın ilk adımı olacaktır.

Türkiye’nin Ekolojik Karbon Ayak İzi raporu incelenerek hazırlanan bu makale, yenilebilir doğal kaynak kullanım miktarını ve sonuçlarını inceleyerek mevcut eğilimlerin neden olabileceği sonuçları ortaya koymayı hedeflemektedir.

İnsan faaliyetleri dolayısıyla oluşan ekolojik ayak izi ve aynı sürede doğanın ürettiği kaynak miktarı (biyolojik kapasite) dikkate alınarak, doğal kaynakların kendini yenileme sınırları içinde kalınıp kalınmadığı ortaya konabilmektedir.

WWF Karbon Ayak İzi Hesaplama Yaparken Değerlendirilen Faktörler

Ekolojik ayak izi, mevcut teknoloji kullanılarak yapılan kaynak yönetimiyle bireylerin ve toplumların tükettiği kaynakları üretmek ve yarattıkları atık miktarını elimine etmek için gerekli olan verimli toprak ve su alanlarıdır. Küresel hektar (kha) ile ifade edilmektedir. Atık karbondioksit emilimini sağlayabilecek bitki gereksinimini de kapsamaktadır.

Biyolojik kapasite, bir coğrafi bölgede yer alan yenilenebilir kaynakların üretim kapasitesini göstermektedir. Biyolojik kapasite; bir alanın sınırlarında yer alan balıkçılık sahası, otlak, orman ve tarım arazileri ile bu arazilerde yer alan toprağın ve suyun üretkenliğinin toplamıdır.  Küresel hektar (kha) ile ifade edilmektedir.

Küresel hektar (kha), biyolojik kapasite ve ekolojik ayak izinin ölçü birimidir. 1 hektar arazinin üretim kapasitesini temsil etmektedir. Bir süre içindeki farklı arazi türlerinden elde edilen toplam kaynak miktarıyla kaynaklara yönelik talebin ortak bir birime indirgenmiş sayısal değeridir.

Tüketimin ekolojik ayak izi, doğal kaynakları olan coğrafyadan bağımsız bir şekilde, toplulukların ve kurumların tükettikleri ürünlerin ve hizmetlerin üretiminde harcanan yenilenebilir doğal kaynakları ifade etmektedir. Kişi başına düşen tüketim ayak izi, küresel ortalamadaki kişi başına düşen biyolojik kapasiteyi aşarsa ve bu durum uzun vadede tekrarlanırsa doğal dengenin korunamayacağı çıkarımı yapılmaktadır.

Üretimin ekolojik ayak izi, bir bölgeden sağlanan biyolojik kapasitesinin kullanımını ifade etmektedir. Bu gösterge, aynı alandaki mevcut biyolojik kapasiteyle karşılaştırılarak sürdürülebilirlik ölçütü elde etmede kullanılmaktadır. Yani, bir bölgedeki ayak izi biyolojik kapasiteyi aşıyorsa, doğal kaynakların uzun vadede sürdürülebilir olmayan biçimde tüketildiği çıkarımı yapılabilmektedir.

1,5 Dünya Varmış Gibi Ayak İzi Bırakıyoruz

2007 yılında küresel ekolojik ayak izi miktarının 18 milyar küresel hektar ve kişi başına 2,7 küresel hektar olduğu bilinmekteydi. Yine 2007 yılında, toplam biyolojik kapasite 11,9 milyar küresel hektar ve kişi başına düşen biyolojik kapasite 1,8 küresel hektardı.

Akdeniz çevresinde yer alan bölgelerdeki ekolojik ayak izi ve biyolojik kapasite arasındaki fark günden güne artmaktadır. Bölgedeki toplam tüketim 1961 ile 2007 yılları arasında %36’lık bir artış gösterirken, bir kişinin bıraktığı ayak izi miktarı 2,4 küresel hektardan 3,3 küresel hektara çıkmıştır. Aynı süre zarfında, biyolojik kapasite 2,1 küresel hektardan 1,3 küresel hektara düşmüştür. Özetle, yalnızca Akdeniz çevresindeki ekolojik limit aşımı 50 yılda 8 kat artmıştır.

Türkiye’de tüketimin ekolojik ayak izi, küresel bazdaki kişi başına düşen biyolojik kapasitenin %50 üzerindedir. Yani, Türkiye’deki kişilerin sürdürülebilir olmayan bir yaşam biçimini benimsediğine işaret edilmektedir.

Türkiye’de kişi başına düşen 1,3 küresel hektar, ulusal ekolojik açığımızın küresel açıktan çok daha yüksek olduğuna işaret etmektedir. Ekolojik limit aşımı, biyolojik kapasite ihtiyacının da ülke dışından karşılandığını göstermektedir.

Kontrolsüz nüfus artışı, kişi başına düşen biyolojik kapasite miktarını azaltmaktadır. Demek ki, kişi başına düşen ekolojik ayak izi sabit kalsa bile, hızla artan nüfus karşısında biyolojik kapasite gitgide yetersizleşecektir. Bu durum, ekolojik limit aşımına neden olacaktır.

Yıllar içinde Türkiye’de kişi başına düşen ekolojik ayak izinde önemli bir değişiklik görülmemiştir. Kişi başına düşen ekolojik ayak izinin 1961’den beri sergilediği istikrara karşın, kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıladaki ciddi artış dolayıyla tüketimin ayak izi %150 büyümüştür.

Bir diğer deyişle, dünyadaki tüm ülkeler Türkiye kadar ekolojik ayak izi bıraksaydı, bugün yaşamımızı sürdürebilmek için 1,5 Dünya’ya gereksinim duyacaktık. Doğal kaynaklarımızı, doğanın kendini yenileme hızından daha fazla tükettiğimiz için, Türkiye ekolojik anlamda Dünya’ya borçlu ülkeler arasında yer almaktadır.

Bu biyolojik kapasite açığının ortaya çıkmasının temek nedeni nüfus artışıdır. Türkiye’deki üretken alanların dünya ortalamasının üstünde verimliliğe sahip olmasına karşın, biyolojik kapasite 1974 yılında aşılmış ve 2007 yılı itibariyle bu eşiğin iki katına çıkılmıştır.

Ülkemizdeki tüketimin ulusal ölçekte sürdürülebilir olmadığı ve yurt dışından temin edilen biyolojik kapasite ithalatının farkına varılmadığı müddetçe gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakamayacağımızı fark etmemiz gerekmektedir.

Türkiye’deki tüketim düzeyi, ülkemizin ürettiği doğal kaynak miktarının %100 üzerindedir. Dünya geneline bakıldığında ise, ülkemizin her bir vatandaşı, dünya genelinde kişi başına düşen biyolojik kapasiteyi %50 oranında aşmaktadır.

Tüketim Kategorilerine Göre Türkiye’nin Karbon Ayak İzi

Kişisel, toplumsal ve yatırım kaynaklı ayak izini daha net bir şekilde ölçebilmek amacıyla CLUM olarak da bilinen, Tüketim ve Alan Kullanım Matrisi geliştirilmiştir. CLUM analizi, her ürün ve hizmet çeşidini elde etmede kullanılan doğal kaynakların miktarını hesaplamada kullanılmaktadır.

Ülkemizin ekolojik borcunu kapatmak için bu matris kullanılarak hesap yapılmalıdır. Tüketim alışkanlıklarımızı değiştirdiğimiz takdirde, ayak izimizi ne kadar azaltabileceğimiz de CLUM analizi ile ortaya konabilmektedir.

Doğal kaynak tüketimi, genel kullanım amacına göre “kişisel”, “toplumsal” ve “yatırım” olarak üçe ayrılmaktadır. Bireysel ayak izi, kişilerin yaşam biçimlerine ve tüketim tercihlerine bağlı olarak ulaşım, gıda, ürün ve hizmetleri tüketimleriyle ilişkilidir.

Ülkemizin ekolojik ayak izi bileşenleri şu şekilde sıralanabilir:

Bireysel Karbon Ayak İzi

%82 – Kişisel Tüketim (Kişi Başı: 1,18 kha)

Toplumsal Karbon Ayak İzi

%5 – Devletin Yürütme, Savunma ve Refah Dağılımı Hizmetleri

Yatırım Karbon Ayak İzi

%13 – Sosyal Alt Yapı Hizmetleri + Kurum Ölçeğindeki Yatırımlar (Yeni makine alımı, Fabrika kurulumu gibi) + Hane Halkı Yatırımları (Yeni ev satın almak gibi)

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Your Name:*

Your Website

Your Comment